Gürbüz Çapan: "Şehri yok eden köylüdür, onlar medeniyeti bilmez. Kimseyi küçümsemiyorum, köylünün karakteri bu..."

Gürbüz Çapan

Gürbüz Çapan



06 Kasım 2016, 17:36

Gürbüz Çapan ile 5 yıl gecikmeli de olsa nihayet bir araya gelebilmiştik.  İlk röportaj talebimin üzerinden geçen onca zamanın ardından, Çapan'ın siyasi kimliği ve belirgin devrimci duruşu üzerine bir söyleşi yapmak ilgimi çekse de o, ısrarla Şehir ve İnsan ilişkisi arasında gidip geliyordu. Zira varmak istediği sonuç medeniyetten başka birşey değildi.
Esenyurt eski Belediye Başkanı Çapan'dan randevu koparmam çok da kolay olmadı. Aracı olan meslekdaşım Mehmet Mert ile buluşma yerimiz Sultanahmet'e doğru yola koyulduk. Mert, bir ara telefona sarılıp, "Başkan whatsapp'tan konum atar mısın?" diye sordu. Çapan'ın yanıtı ise oldukça ilginçti. "Sultanahmet meydanının adından daha iyi konum mu olur, Sultanahmet'in nesini konum atayım?" tatlı-sert çıkışını yaptığında verecek cevabımız da kalmamıştı.
 
Bir şehirde olmazsa olmaz üç şey nedir biliyor musun? sorusuyla beni test eden Çapan'ın üç şeyden kastının ne olduğunu ben de merak ederek "Nedir" karşı sorusunu yönelttim... Çapan, Sultanahmet'teki güvercinleri işaret ederek "O kentin; delisi, kedisi, güvercini yoksa orada bir eksiklik var demektir. Çünkü üçüne de merhametle, dayanışmayla sahip çıkılır" detayını paylaştı. Çapan'a göre, bir şehirde, çocukların güvenle oynadığı parklar, yaşlıların huzur bulduğu alanlar, insanların birbiriyle buluştuğu, tanıştığı, selamlaştığı ortak mekanlar olmalı. Dikine yükselen binalar değil, mahalle kültürünün yaşandığı yapılaşmalar olmalı.

Röportaj adresi Sultanahmet meydanı olarak belirlendiğinde, açık havayı tercih ettiğini düşünmüştüm. Ancak Çapan'ın, uygulamalı ders anlatırcasına meydanı göstererek, "Meydanlar, insanların iyiyi ve kötüyü yaşadığı mekanlardır" cümlesiyle söze başlaması, söyleşinin nereye varacağını üç aşağı beş yukarı zihnimde canlandırmaya yetmişti. Meydanların, şehirlerin en önemli sembollerinden ve yaşam alanlarından birisi olduğunu üstüne basa basa anlatan Esenyurt'un 15 yıllık eski yerel yöneticisi Gürbüz Çapan, bir düzeltme yaparak "Herkes Arap bilir ama Farabi Türk'tür" diye tanıttığı ünlü filozofun "İnsanlar, ancak bir şehirde üst kültüre erişebilirler. Üst kültür ise dayanışmadır. Üst kültüre kavuşmak, şehirden aşağı bir yerleşimden başka yerde mümkün değil" tesbitiyle bu kez de şehir ve medeniyet arasındaki sıkı bağa odaklanmamı ister gibiydi.

İnsan-şehir-medeniyet üçlemesinde çıkarımlarda bulunan Çapan, "Şehirleri yok edenler köylüdür, onlar medeniyeti bilmez" dediğinde dananın kuyruğunun koptuğu yer aha da burası düşüncesiyle özellikle sordum:

Cengiz Alçayır : Köylüyü aşağılamak değil mi bu? Hakaret sayılmaz mı yani...
Gürbüz Çapan: Kimseyi aşağılamıyorum, köylüyü de küçümsemiyorum. Köylünün karakteri bu... Köylü kıskançtır, düşmandır, haindir, hasettir... Şehirlinin bir karakteri vardır, kölenin başka bir karakteri vardır, köylünün de başka bir karakteri vardır. Misal, kendi ahırında kaç tane ineği var çok ilgilenmez ama komşusunun ahırındaki hayvan sayısını ondan iyi bilir köylü...

Alçayır : Ben yine de bu sözlerinizden köylülerin alınacağını düşünüyorum. Haksız olduğunuzdan değil, toplum böyle algılayacaktır!
Çapan : Ben tesbit yapıyorum, hakaret değil...Köyde tiyatro, sinema var mı? Yok...Köyde sanat var mı? O da yok...Köyde meydana ihtiyaç var mı? Yok. Ne var köyde? Bol bol dedikodu, kahve muhabbeti. Köy kültürü böyle bir şey...
 
"YAVUZ'UN ÇEŞMELERİ DÖNERCİ OLDU"


Alçayır : O halde İstanbul'u konuşalım...15 milyonluk İstanbul ne alemde? Metropol bir köy mü, yoksa medeniyetin hakkını veren modern bir şehir mi?
Çapan : İstanbul tam bir medeniyet şehri...Ancak işgal edilmiş bir medeniyet şehri. Tarih kenti, medeniyet kenti  İstanbul'da, Yavuz'un döneminde yapılmış çeşmeler şuan neye dönüştü biliyor musun?

Alçayır : Bilmiyorum...Neye?
Çapan : Tost satan, döner satan büfelere...Dayanışmanın, sevinçlerin, acıların ortak paylaşılacağı o Taksim meydanını halka kapatan kim? (Kendisi cevaplıyor) Hünkarım...(Recep Tayyip Erdoğan'dan bahsediyor.) İnsanların bir araya gelmesinden neden korkarlar, neden istemezler anlayamıyorum. Halbuki bir şehirde en önemli şey meydanlardır. Meydanların olmadığı şehirler eksiktir, topaldır. Şehirler, insanlara benzer, insanlar da yaşadıkları şehire. İyi insanların yaşadığı şehirler iyi olur, kötü şehirlerin insanları da kötü olur...
 
Tam, "iyi şehir", "kötü şehir" kıyaslaması yapılmışken, Çapan'a, uzun bir dönem belediye başkanlığı yaptığı Esenyurt'u soruyorum "Esenyurt'tun delisi, kedisi, güvercini var mı" diyorum, yanıtlıyor...
Çapan: Esenyurt'a iki devasa meydan yeri ayırdım, benden sonra sattılar. Benim dönemimde vidanjörü olmayan tek İstanbul belediyesi Esenyurt'tur. Her eve boru döşedik anlayacağın. Esenkent gibi sorunsuz bir yerleşim yeri inşa ettim. Örneği yoktur, bacasız kent kurduk. Birleşmiş Milletler Konut Forumu Habitat ödülünü aldık. Zeytinburnu'nda yükselen kuleleri görüyorsun, adam orayı yükseltti, ne dedi dönemin başbakanı? "Ben ona küsüm" dedi. Böyle bir yönetim anlayışı mı olur?


"O ADAM MIDIR?"
 
Alçayır : Belediye başkanlığı yaptığınız dönemde adam dövdüğünüz de söylendi. Millet, sizi döven, vuran, kıran birisi olarak anlatıyor. Dövdünüz mü?
Çapan : Dövdüm, ama niye?

Alçayır : "Hele bir sor niye dövdüm mü" diyeceksiniz?
Çapan : Evet, aynen öyle...Belediyeye bir kadın geldi, bas bas bağırıp küfür ediyor. Hem de ağza alınmayacak küfürler. Zabıta zaptedemiyor, gittim "Ne oldu hele bir anlat" dedim. Kadıncağız küfrün bini bir para demiyor halen devam ediyor. Neyse meseleyi anladım, bir minübüste elle sarkıntılığa uğramış. Yapanı buldurdum, "Oğlum kadını elledin mi" dedim. "Elledim başkanım" dedi. "Niye yaptın" diye sordum, "Göçmendi başkanım!" dedi. Kendisi Kürt ya, bölgede de Kürt çoğunluk var, o, göçmen bir kadına sarkıntılık yapmayı kendine hak saymış. Ondan sonra kafasını gözünü patlattım, "Şimdi git Jandarma'ya şikayet et beni" dedim, yolladım. Benim hakkımda "Adam dövdü" diyenlere sorayım "O adam mıdır?"

KEŞKELERİNİZ OLDU MU?

Alçayır: Geriye dönüp baktığınızda, belediye başkanlığı yaptığınız dönemle alakalı keşkeleriniz oldu mu? Yani "Keşke yapmasaydım" dediğiniz bir şey?
Çapan: Değil belediye başkanlığı dönemim, ben hayatımın hiçbir evresinde yaptığım şeylerden pişmanlık duymadım. Doğru yapmışımdır, yanlış yapmışımdır, bu başka birşey... Ancak pişmanlıklarım yoktur benim.

Alçayır : Aktif siyasete dönüş yapma niyetiniz var mı?
Çapan : Yok...

Alçayır : Ya Esenyurt...Esenyurt yerelinde siyaset yapmak, hayalinizi kurduğunuz projeleri devam ettirme gibi bir düşüncenizde mi yok, yoksa bu klasik "Ben yokum" siyasetçi yanıtı mı?
Çapan : Birbirimize yük olmayalım artık!

Alçayır : Kiminle, neyle?
Çapan   : Esenyurt ile...Ne ben Esenyurt'a yük olayım bundan böyle ne de Esenyurt bana...Şimdilik düşüncem böyle!
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.