Kaymakam Arat: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yerinde başkası olsaydı atlar, yurtdışına sığınırdı!

Büyükçekmece Kaymakamı Mustafa Hulusi Arat

Büyükçekmece Kaymakamı Mustafa Hulusi Arat



18 Kasım 2016, 19:51

O gün doğum günüydü... 55 yaşını doldurmuş olmasına rağmen, basın mensuplarının "Kaç yaşınıza girdiniz" sorusuna Büyükçekmece'nin İlçe Kaymakamı Mustafa Hulusi Arat "Siz 39 bilin, çünkü kendimi o yaşta hissediyorum" diyerek geçiştirdi. Spontane gelişen röportajımda en çok 15 Temmuz gecesiyle ilgili neler öğrenebileceğimi ben de merak ediyordum. Kaymakam Arat'a o geceyi sordum. Anlattıklarını zihnimde canlandırırken, aksiyon filmlerini aratmayacak detayları da can kulağıyla dinliyordum.

ÇİFT TABANCASIYLA EVİNDEN FIRLADI

"Darbeyi, biraz erken öğrendim. Daha televizyonlar bile darbe olduğunu anlayamamıştı. İki tabancam vardı, birini sağıma diğerini soluma  taktım. Cepleri fazla diye hücum yeleğini giydim, ne kadar mermim varsa doldurdum. Yani ne yapacağımız belliydi..."
Tolga Öztürk: Sonra... Evden dışarı fırladıktan sonra ilk hamleniz ne oldu?
M. Hulusi Arat:
E-5 üzerinden yolu kontrol ettim. Askeri hareketlilik olup olmadığına baktım. Bir hareket göremeyince halkı topladım. O gün, belediye başkanı ilçede yoktu, yerine vekaleten bakan arkadaş aradı. Daha sonra ilçe başkanları aradı, 'Ne yapacağız' diye sordu. Belediye önünde, AK Parti İlçe Başkanlığı önünde toplananlar vardı. Onlara 'AK Parti İlçe Teşkilatı önünde toplanırsanız, bu AK Parti'nin meselesi gibi olur. Ülkeye yapılan darbe hepimizi ilgilendiriyor, onun için ilçe teşkilatlarının önünde toplanmak doğru değil' dedim. Bizim darbecilere direnecek tek silahlı gücümüz ilçedeki emniyet teşkilatı idi. Darbecilerin, siyasi parti teşkilatlarını alması, hatta hükümet konağını ele geçirmesi bile çok önemli değildi.

"BİZ BATAN GEMİYİ TERKEDEN FARE DEĞİLİZ"

O an neye karar verdiniz? Kitleleri nereye yönlendirdiniz?
"Bütün gücümüzle Mimarsinan Muratçeşme'deki emniyet binasını korumaya almalı, onlarla birlikte hareket etmeliydik. Kalabalığın bir diğer kısmını da ilçedeki diğer emniyet binasına yönlendirdim. Normalde bulamayacağımız muazzam bir kalabalık vardı. Önemli olan o kitleyi doğru bir şekilde yönlendirmekti. Çevre ilçeler ile diyolog kurduk. Onlar başta bilemediler nerede toplanacaklarını. O akşam Milli reflekslerimiz gelişmiş olması da önemli bir unsurdu. Yani bu ülkenin rahat zamanında her türlü imkanından yararlanıp bir sıkıntı olduğunda ancak fareler kaçar. Biz batan gemiyi terkeden fare değiliz."

"DARBEYE KARŞI PLANIMIZ YOK"

Halkın çoğu ilk defa darbe ile karşılaştı. O an ne yapacağımızı bilememek sizce de normal değil mi?
“Şimdi şöyle bir durum var. Yangın, sel, deprem olduğunda ne yapmamız gerektiğini anlatan kitapçığımız var ancak darbeye karşı böyle bir planımız yok. Zaten kendi askerimizi düşman gibi görüp de bir plan hazırlayamayız ki. Böyle durumlarda ilk olarak soğukkanlı kalmalıyız"

Halkın sizden cesaret aldığını hissettiniz mi?
“Vatandaşlarımız sağolsunlar, yaptıklarımızı gözlemlemiş, cesaret almışlar. O geceden sonra sokakta karşılaştığım, tanımadığım insanlar 'Sizi o akşam başımızda görünce meydanlarda, çok rahatladık, umutlandık, tamam bu iş tersine döner dedik' diyorlar. Sağda solda hala söylerler. Demek ki etkisi olmuş yaptığımızın"

Darbenin FETÖ tarafından yapıldığını o an anlamış mıydınız?
"Evet anladım... FETÖ'cülerin böyle bir intihar saldırısına kalkacağı belliydi. Sinyallerini veriyorlardı. O an bana telefonlar geldi 'Neler oluyor ne yapalım' diye sordular. Kimse ne olduğunu anlamamıştı. Ben o  an konuştuğum herkese, 'Arkadaşlar bunlar darbeye kalkışıyor. Bunlar FETÖ'cü. Soğukkanlılığınızı koruyun inşallah bastıracağız bunları, başarılı olamayacaklar. Herkes harekete geçsin' dedim"

"O AKŞAM KEFENİNİ ALMIŞ ÇIKMIŞ"

Tabancanızı belinize takıp askeri araçları karşılamaya gittiğinizi söyleyince, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın tepkisi geldi aklıma... O da uçağıyla, tanklarla ele geçirilmiş havaalanına inmişti. Başkası olsa bunu yapar mıydı sizce?

"Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın yerinde kim olsa atlar, yurtdışına sığınırdı... Dünyada bugün başka bir örneği var mı, bana söyler misiniz… Ölümüne saldıracaklar, altındaki savaş uçağı bile değilken geleceksin, tankın topun durduğu havaalanına uçağını indireceksin. Başkası olsa yurtdışına gider, bir ülkeye sığınırdı. Ama Tayyip Erdoğan işte böyle bir lider. Dedi ya 'Biz kefenimizi aldık yola çıktık' diye. Bu sözün hep politika olduğu düşünülür ancak öyle bir olay yaşandı ki, dediğini yaptı. Hakikaten o akşam kefenini almış, çıkmış yola. Ölümden korkmayan bir lider olursa bu ülkeyi kimse yıkamaz. 

"İŞLERİ YOKUŞA SÜRMENİN ANLAMI YOK"

Anlattıklarıyla o geceyi bana bir daha yaşattıktan sonra röportajımın yerel gündemli kısmına geçtik. İlk sorum, Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Kaymakam Adem Ünal arasındaki soğuk savaşın, Büyükçekmece penceresinden nasıl göründüğü oldu. Genellemeler yaparak cevap verdi: 
"Bir ilçenin yerel yöneticileri arasındaki diyolog ne kadar iyi olursa, orada yaşayanlar daha iyi hizmete kavuşur. İşleri yokuşa sürmenin anlamı yok. Kaymakam ile belediye başkanı rakip değiller. Devlet herkese ayrı bir görev vermiş, herkes görevini en iyi şekilde yapmalı"

Belediye Başkanı Hasan Akgün ile iletişiminizin sırrı bu mu? 
"Hasan Akgün tecrübeli bir başkan. Kurallara saygılı, 'kural tanımam etmem' gibi yanlış bir anlayışın peşinde değil. Bende aynı görüşteyim, benzer yaklaşıyorum olaylara. O nedenle sayın başkan ile aramız iyi. Hizmet için farklı şeyler söyleyebilir, tartışabiliriz ama bu iş ile sınırlı kalır, şahsi bir probleme dönüşmez"

"TATMİN OLAMIYOR OLABİLİR"
Meclis Üyesi Mustafa Uçar'ın 'Bir meclis üyesi olarak görevimizi yerine getiremiyoruz' özeleştirisine istinaden, 'Meclis üyeleri gerçekten ne işe yarıyor?', 'Meclis oturumlarında genelde ülke gündemi ile alakalı konuşmalarının amacı ne olabilir?' sorularını yönelttim. Meclis üyelerinin pasif kalmasının sebebini belediyelerdeki gereksiz personel sayısına bağladı. Arasındaki bağlantıyı kuramayarak nedenini sordum:

"Belediyelerde çok fazla gereksiz personel var. Tabi siyasi baskı altında kaldıklarından ötürü bu fazlalık oluşuyor. Belediye bütçesinin çoğu personel maaşına gidiyor. Hizmete kaynak kalmıyor. Meclis üyelerinin biraz da sıkıntıları ondan..”

Yani hizmete kaynak kalmadığından meclis üyelerinin yetki ve etki alanları mı azalıyor?
"Statüler ve yetkiler evet onları tatmin etmiyor olabilir. Meclis üyesi arkadaşlarımız demek ki konumlarından, yaptıkları işten tatmin olmuyorlar ki kendilerine dönüp özeleştiri yapıyorlar. Mustafa Uçar'ı da tebrik ediyorum buradan. Doğrusunu söylemiş."

"KOLAYCILIK..."
Meclis üyelerinin kürsüden yerel değil de, ülke gündemi ile alakalı konuşmalarını nasıl yorumluyorsunuz?
"Tabi şimdi ülke gündemi hepimizi ilgilendiren meselelerdir. Fakat özelde de bizim kendimize ait bir işimiz var, yetki alanımız var. Bunları bırakıp işi genele çevirmek, yerel gündemi unutturmaya yönelik özel bir politika değilse eğer, bu durumu kolaycılık ve alışkanlık diye tahmin ediyorum. Kendimize ait işleri iyi yapmadan, onları çözmeden, onlara kafa yormadan aslında hiçbir şey yapamayacağımız etkimizin ve yetkimizin olmadığı dünya ve ülke genelindeki meseleleri konuşmak kolayımıza gidiyor"
Yani yetki ve etki alanları kısıtlı olduğundan meclis üyeleri kürsüyü bir fırsat olarak mı değerlendiriyor?
"Dediğim gibi belediye meclis üyelerindeki arkadaşlarımızı statüler ve yetkiler tatmin etmediğinden, 'Onu yapamıyorsak şunu konuşalım' diyor olabilirler. Meclisi izliyorum, genelde söz alan kişilerin üzerinde durduğu şey, o elindeki gündem tasarısı değil de başka bir konu oluyor. Halbuki orda konuşulması gereken konu bellidir. Tabi bu bir fırsattır. Gündemi oluşturan bir konu üzerinde konuşmayı da o fırsatı değerlendirmek olarak görüyorum..."

“PARK EDENLER MEMNUN, EDEMEYENLER DEĞİL”

Biraz da Büyükçekmece çarşısındaki sorunlardan bahsedelim. Merkez içi araç trafiğine açıldığından beri çarşı araba pazarına döndü. Siz rahatsız olmuyor musunuz bu durumdan?
"Çarşının araç parkına açılması ilginç bir konu. Başkanla görüştüm bu durumu. Daha önce kapalı olduğunu, çarşı esnafının isteği doğrultusunda açıldığını daha sonra yine esnaf, vatandaş şikayetleri sonrası tekrar kapatıldığını öğrendim. En son yine esnafın isteği doğrultusunda tekrar açıldı"

İsteğe göre mi oluyor bu işler? Bunun bir sabit doğrusu, kararı yok mu?
"Kime göre o doğru belirlenebilir ki? Bunu yapan esnaf aslında. Nedeni ne biliyor musun bu sorunun. Şimdi arabasını koyuyor dükkanının önüne bir esnaf. Yanındaki koyamıyor. Yani arabasını park edenler memnun edemeyenler şikayetçi. Bu şekilde özetleyebiliriz. Yani yüzde yüz memnuniyet mümkün değil"

“SORUN ÇÖZÜLMEME YOLUNDA İLERLİYOR”

Aslında Büyükçekmece'deki otopark eksikliğinin bu sorunlara yol açtığını söyleyebilir miyiz? Kentsel dönüşüm yapılırken bunlar göz önünde bulunduruluyor mu sizce?
"Eskiyi yıkıyoruz, yeniyi dikiyoruz ama yine otopark yok altlarında. Bu dönüşüm böyle olmamalıydı. Sorun çözülme değil de çözülmeme yolunda ilerliyor. Bence bina dönüşümü yerine bölgesel dönüşüm olmalıydı. Bina dönüşümü bizim bu temel sorunlarımızı çözmüyor hatta ağırlaştırabilir"

"GÖNÜL SEVDİĞİNE KÜSERMİŞ"
Son olarak Tepecikspor Kulüp Başkanı Temel Eyüpoğlu'nun size karşı bir sitemi olmuştu, ne düşünüyorsunuz?

"Doğrudur belki yeni sezonda gitmedik, ilgilenemedik. Yani ben Temel Eyüpoğlu'na 'Niye böyle dedin' diyecek değilim. Biraz meşguliyetimizin fazla olduğu doğrudur ama fırsat bulup gidemez miydik, gidebilirdik. Gönül sevdiğine küsermiş. Temel'in ben sitemine hak da vermedi değilim. O da haklı olarak ilgi alaka bekler. Onu telafi edeceğiz..."
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.